Saki b. Müseyyib’ten: Ömer b. Hattâb (r.a.) müslümânlara, hepsi de hikmet dolu olan onsekiz tavsiyede bulundu: “İnsanların isyanına sebep olup onları cezâlandırmaktansa, isyana sebep olan şeyleri ortadan kaldırıp itaati gerçekleştirmek daha hayırlıdır. Gerçek anlaşılıncaya kadar müslümân kardeşinin yaptıklarını iyiye yor. Müslümânın ağzından çıkan bir sözü hemen kötü sayma, onda hayıra yorulabilecek taraflar da bulabilirsin. Kendini töhmetlere açık tutan kimse, hakkında zanla hüküm verenleri kınamasın. Sırrını gizleyen kimse istediği gibi davranabilir, onun esîri olmaz. Aralarında yaşayabileceğin samîmî arkadaşlar edin. Çünkü onlar, iyi günlerinde gönül şenliği, kötü günlerinde de yardımcıdırlar. Ölüm pahasına da olsa doğruluktan ayrılma. Seni ilgilendirmeyen işlerle meşgûl olma. Olmayan şeylere dair soru sorma. Çünkü o senin için yoktan bir meşgûliyettir. Bir konuda ilerlemeni istemeyene, o konuda birşey havâle etme. Yalan yere yemîni hafife alma, yoksa Allâh (c.c.) seni helâk eder. Kötü yolları öğrenmemen için günâhkârlarla sohbet etme. Düşmânlarından uzak dur, güvenemediğin arkadaşlarından sakın. Güvenilen arkadaş ise sadece Allâh (c.c.)’den korkanlardır. Mezârlıkta huşû içinde bulun. İbâdet anında kendini hiçe say. Günâhtan kendini koru. İşlerini Allâh (c.c.)’den korkanlarla müşâvere et. Çünkü Allâh ta‘âlâ, Allâh’tan sadece âlim kulları korkar, buyuruyor.” HZ. ÖMER (R.A.)’İN CABİYE’DE YAPTIĞI KONUŞMA “Kur'an'ı öğrenin ki, onunla tanınasınız. Kur'an'la amel edin ki, Kur'an ehlinden olasınız. Allâh (c.c.)'e isyan olan işlerde amire itaat gerekmez. Bilmiş olun ki, doğru söz ve şan şeref eceli yakınlaştırmadığı gibi Allâh (c.c.) tarafından verilen rızkı da uzaklaştırmaz. Kulla rızkı arasında bir perde vardır. Eğer kul sabrederse rızkı ona gelir, acele ederse perdeyi yırtar ve rızkına ulaşamaz. Atları eğitiniz, atış öğreniniz, ayaklarınıza birşey giyiniz, dişlerinizi misvaklayınız, sade yaşayınız. Yabancıların ahlâkını almaktan, zalimlere yardım etmekten ve Salîb'in (haç) aranızda yükselmesinden sakınınız; içki içilen sofraya oturmayınız. Peştemalsız hamâma girmeyiniz. Kadınlarınızı hamâma göndermeyiniz. Onların hamâma gitmeleri doğru değildir. Yabancıların topraklarını fethedip oraya yerleştikten sonra onlarla orada devâmlı kalmak üzere anlaşma yapmayınız. Olur ki memleketinize dönmeniz gerekir. Kâfirlere karşı küçük düşmekten sakınınız. Konakladığınız yerlerde Arapların sürülerine dokunmayınız. Meşrubat üç şeyden yapılır: Üzümden, baldan ve hurmadan. Yalnız bunlar mayalanırsa içkiye dönüşür ki, o zamân içmek harâm olur. Allâh (c.c.) üç gurup insanı temize çıkarmaz, onların yüzüne bakmaz. Kıyâmet günü onlara yakınlık göstermez. Onlar için elem verici bir azap vardır: Bu üç guruptan biri, devlet başkanına dünyâ menfaati düşüncesiyle biat eden kimsedir. Böyle kimseler menfaat sağladığı sürece sözünde durur, menfaat elde edemediği zamân da sözünden döner. İkincisi, ikindiden sonra malını pazara çıkarıp malım şöyle iyidir, böyle iyidir diye yemîn ederek malını satan kimsedir. Üçüncü guruba giren kimseler ise kendilerinde şu özellikler bulunanlardır: Müslümâna sövmek fısktır, müslümânı öldürmek küfürdür. Bir mü'minin diğer bir mü'min kardeşi ile üç günden fazla dargın durması harâmdır. Kim bir sihirbaz, kâhin veyâ müneccim görür de onların söylediklerini tasdik ederse Hz. Muhammed (s.a.v.)'e indirileni (Kur'an'ı) inkâr etmiş olur. (M. Yûsuf Kandehlevî (rh.a.), Hadîslerle Müslümânlık, 5.c., 1811.s.)
Düzene konulmasi (islah)ndan sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çikarmayin; O'na korkarak ve umut tasiyarak dua edin. Dogrusu Allah'in rahmeti iyilik yapanlara pek yakindir. (Araf Suresi 56)