İmâm-ı Nevevî hazretlerinin “Fetvâlar” kitabında şöyle yazılıdır: İnsanoğlu bütünüyle şerefli ve muhteremdir. İşte bundan dolayı, onun saçından veya diğer parçalarından istifade etmek haramdır. Bilelim ki, aslî unsurumuz olan rûhumuza giydirilmiş olan bedenimiz üzerinde gerçek tasarruf sahibi ancak yüce Yaradandır. İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe hazretlerinden şöyle bir fetvâ nakledilmiştir: İkinci Abbâsî halîfesi Cafer-i Mansur, isyan eden Musullular üzerine gidip katliam yapmak için bir âlimler şûrasının fetvâsını, siyâsî gaye ile almaya kalkmıştır. Hemen bütün âlimler kendisine doğru ve haklı bulucu fetvâ verecek olmuştur. Cafer-i Mansur, o mecliste bulunan ve o zamana kadar susan İmâm-ı A‘zam (r.a.)’e yönelerek; “Sen ne diyorsun yâ İmâm”? diye sorması üzerine İmâm-ı A‘zam hazretleri; Bu âlimlerin fetvâları yanlıştır. Her ne kadar Musulluların bir müddet evvel; Bir daha sana itiraz edersek, çoluk çocuk hepimizin kanı sana helâldir, diye söz vermiş olsalar bile, senin onları katliam yapma hakkın olamaz. Çünkü, bir kimsenin kendi hayatı üzerinde gerçek ma‘nâda tasarruf hakkı yoktur. Hayatın gerçek sâhibi Yüce Allâh’tır. Herhangi bir insanın bir başkasına; kanım sana helâl olsun, demek hakkı olamaz. Yoksa Kur’ân’ı Kerîm’in yasakladığı intihar meşru olurdu, demesi üzerine diğer âlimlere bakan Cafer-i Mansur, hemen hepsinin başlarını önlerine eğerek sustuklarını görünce oldukça bozulmuş ve tabii katliam seferinden vazgeçmiştir. Ebû Hanîfe (r.a.)’in hayatını konu edinen eserler uzun uzadıya konuyu anlatmaktadır. (Bezzazî, 2.c., 22.s.)
Ey Rabbim, beni ve neslimi namazi devamli kilanlardan eyle; duami kabul et, kiyamette hesap olunacagi gün beni, ana-babami ve müminleri bagisla! (Ibrahim 40-41)