HİÇBİR MÜ’MİNE, İSLÂM’DAN TÂVİZ VEREREK HOŞGÖRÜLÜ DAVRANMAK HAKKI VERİLMEMİŞTİR “Artık (Habîbim) o yalanlayanları tanıma (onlara boyun eğme). Onlar arzu ettiler ki sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.” (Kalem Sûresi, Âyet: 8-9) Allâh-ü Teâlâ, kendisine dîn ve ahlâk yönünden en mükemmel ni’met ve vasıfları vermesine rağmen kâfirler, müşrikler, Nebî (S.A.V.) Efendimiz’e hâşâ! “deli!” demişlerdi. İşte bunun üzerine Allâh-ü Teâlâ, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’i, kavmine karşı sağlam durmağa çağırmış, (S.A.V.) Efendimiz’e îmân edip tâbi’ olanların sayısı az, buna mukâbil kâfirlerin sayısı çok olmasına rağmen, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz’in kalbine kuvvet veren şeyi getirmiş ve dolayısıyle Cenâb-ı Hakk, Habîb-i Ekrem (S.A.V.)’ine “yalancılara boyun eğme! (Onları artık tanıma!)” diye emir buyurmuştur.“İdhân, kelimesinin ma’nâsı, “yumuşak olmak, yağcılık yapmak, gevşek konuşmak” demektir. 9’uncu Âyet’in ma’nâsı: “Onlar isterler ki sen (Habîb-i Edîbim) onların hoşlandıkları bazı esâslarından vazgeçesin de, onlar (müşrikler) da buna mukâbil ta’vîz versinler. Böylece sen, onlara; onlar da sana yumuşamış olursunuz.” demektir. Allâh-ü Teâlâ, Nebî-yi Ekrem (S.A.V.)’ini “yalancılara itâat etmekten nehyedince bütün kâfirlere boyun eğmeği de yasaklar” ve Âyet-i Celîle’nin şümûlüyle, küfre boyun eğmemeğin ötesinde “kötü sıfatları taşıyan kimselere de boyun eğmekten Allâh-ü Teâlâ Nebî-yi Ekrem (S.A.V.)’ini nehyetmiş olmasıdır.” Allâh-ü Teâlâ, Nebî-yi Muhterem (S.A.V.) Efendimiz’e hitâb ile: “Resûlüm, olabildiğine yemîn eden, aşağılık, dâimâ kusur arayıp kınayan, durmadan lâf getirip götüren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşîn, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine mal ve oğulları vardır diye sakın ilgi duyma!” (Kalem Sûresi, Âyet: 10-14) diye emir buyurmuştur. Allâh-ü Teâlâ, bu Âyet-i Kerîmeler’de İslâm Dîni’ne karşı çıkanların kötü sıfatlarını birer birer sıralamış ve işte bu kötü sıfatları taşıyanlara da Habîb-i Ekrem (S.A.V.)’inin itâatını yasaklamıştır. (Fahrüddîn Er-Râzî (R.H.), Tefsîr-i Kebîr Tercemesi, C. 22, S. 47-50)
Ey Rabbim, beni ve neslimi namazi devamli kilanlardan eyle; duami kabul et, kiyamette hesap olunacagi gün beni, ana-babami ve müminleri bagisla! (Ibrahim 40-41)